Reklam
Vakıf Katılım
Tarih : 2026-08-13 08:10:48

ABD ve Türkiye’de enflasyon verileri piyasa beklentilerini şekillendiriyor

A1 Capital'in analizine göre, ABD’de temmuz ayı enflasyon verileri, enflasyonist baskıların yeniden hızlanmadığına ancak fiyat artışlarının tamamen kontrol altına alınmadığına işaret etti.

ABD’de manşet TÜFE temmuzda aylık yüzde 0,1 artarken, yıllık enflasyon yüzde 3,5’ten yüzde 3,4’e geriledi. Çekirdek TÜFE ise aylık yüzde 0,2, yıllık yüzde 2,5 arttı. Her iki veri de piyasa beklentileriyle uyumlu gerçekleşti.

A1 Capital’in değerlendirmesine göre, söz konusu veriler ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yeni bir faiz artışına yönelmesini gerektirecek kadar yüksek olmadığı gibi, hızlı faiz indirimi beklentisi oluşturacak kadar da zayıf değil. Veriler, Fed’in faiz politikasında “bekle ve gör” yaklaşımını destekliyor.

Değerlendirmede, son dönemde istihdam piyasasında görülen zayıflamayla birlikte ele alındığında temmuz TÜFE verisinin Fed açısından daha rahatlatıcı bir görünüm sunduğu belirtildi. Enflasyonun yüzde 3,4 ile hedefin üzerinde kalmasına karşın çekirdek enflasyonun yüzde 2,5’e gerilemesi ve aylık çekirdek artışın yüzde 0,2 seviyesinde gerçekleşmesinin, kısa vadede yeni bir faiz artışı gerekliliğini zayıflattığı ifade edildi.

Piyasa fiyatlamalarında da eylül toplantısında politika faizinin yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tutulacağı beklentisinin güçlendiği kaydedildi.

Tahvil piyasasında ise kısa ve uzun vadeli faizler arasında farklılaşma görüldü. ABD’nin 2 yıllık tahvil faizi yaklaşık yüzde 4,18’e gerilerken, 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,65 civarında kaldı. Değerlendirmeye göre, 2 yıllık tahvil faizinin Fed politikasına daha duyarlı olması nedeniyle faiz artışı ihtimalindeki gerilemeden destek aldığı, 10 yıllık tahvil faizinde ise enerji fiyatları, bütçe açığı, tahvil arzı ve uzun vadeli enflasyon beklentilerinin etkili olduğu belirtildi.

A1 Capital, kısa vadede tahvil piyasasında rahatlama yaşanabileceğini ancak kalıcı ve güçlü bir yükseliş için henüz erken olduğunu değerlendirdi. Petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalmasının ağustos ayı enflasyonu üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğine dikkat çekildi.

Değerlendirmede, temmuz TÜFE verisinin faiz indirimi sinyali olarak değil, daha çok faiz artışının ertelenmesi veya mevcut faiz seviyesinin korunması yönünde bir sinyal olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Ağustos ayı TÜFE, kişisel tüketim harcamaları (PCE) enflasyonu ve istihdam verilerinin Fed’in eylül sonrası politika görünümü açısından belirleyici olacağı ifade edildi.

TÜFE verisinin ardından dolar endeksinin yaklaşık yüzde 0,2 gerilediği, EUR/USD ve GBP/USD paritelerinin ise yukarı yönlü tepki verdiği aktarıldı. Değerlendirmede, verinin euro açısından olumlu olduğu ancak ABD faizlerinin Avrupa faizlerine kıyasla yüksek seyretmesi ve jeopolitik risklerin dolara güvenli liman talebi yaratabilmesi nedeniyle güçlü bir euro rallisi beklenmediği kaydedildi.

Altın ve gümüş fiyatlarının da verinin ardından yükseldiği belirtilen değerlendirmede, altının yaklaşık yüzde 1,4, gümüşün ise yüzde 2’nin üzerinde değer kazandığı ifade edildi. ABD tahvil faizleri ile doların gerilemesinin değerli metaller açısından destekleyici olduğu belirtildi. Spot altının 4 bin 400 doların üzerinde işlem gördüğü kaydedildi.

Ancak petrol fiyatlarındaki yükselişin değerli metaller açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekildi. Petrol fiyatlarının yükselmeye devam etmesi ve piyasalarda enflasyonun yeniden hızlanabileceği beklentisinin oluşması durumunda tahvil faizlerinin tekrar yükselmesinin altın üzerinde baskı yaratabileceği değerlendirildi.

Petrol fiyatlarındaki hareketin ise ağırlıklı olarak İran ve Hürmüz Boğazı kaynaklı jeopolitik gelişmeler tarafından belirlendiği belirtildi. Brent petrolün yaklaşık 89 dolar, WTI’ın ise 83-84 dolar seviyelerinde bulunduğu aktarıldı. Temmuz TÜFE verisinin petrol fiyatlarındaki son yükselişin tamamını henüz yansıtmadığı, bu nedenle ağustos enflasyonunda enerji kaynaklı yukarı yönlü risklerin öne çıkabileceği ifade edildi.

Türkiye’de dezenflasyon süreci izleniyor

A1 Capital’in Türkiye değerlendirmesinde ise temmuz ayı enflasyon verilerinin dezenflasyon sürecinin devam ettiğine işaret ettiği belirtildi.

Temmuz ayında TÜFE aylık yüzde 1,78, yıllık yüzde 31,75 arttı. Yıllık enflasyon hazirandaki yüzde 32,11 seviyesinden geriledi.

Değerlendirmede, enflasyondaki gerilemenin yanı sıra iç talepteki yavaşlamanın da dikkate alındığında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2026 enflasyon tahmininde yeni ve sert bir yukarı yönlü revizyon yapmasını gerektirecek güçlü bir iç dinamik görülmediği ifade edildi.

Petrol fiyatlarının ise TCMB’nin enflasyon görünümü açısından önemli bir risk unsuru olmaya devam ettiği belirtildi. Mayıs ayındaki Enflasyon Raporu’nda 2026 yılı petrol fiyatı varsayımının 60,9 dolardan 89,4 dolara yükseltildiği, bunun sonucunda yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 26’ya, ara hedefin yüzde 24’e ve gıda enflasyonu varsayımının yüzde 26,3’e çıkarıldığı hatırlatıldı.

Bu nedenle petrol fiyatlarının 90 dolar civarında seyretmesi halinde TCMB’nin yalnızca enerji fiyatları nedeniyle yeni ve büyük bir tahmin revizyonuna gitmesinin beklenmediği kaydedildi.

A1 Capital, baz senaryo olarak TCMB’nin yüzde 26’lık 2026 yıl sonu enflasyon tahminini ve yüzde 24’lük ara hedefini korumasını beklediğini belirtti. Piyasa açısından ara hedefin, enflasyon tahmininden daha önemli olabileceği ifade edildi.

Değerlendirmede, temmuz ayı enflasyonunun yüzde 1,78 seviyesinde gerçekleşmesinin TCMB’nin para politikası açısından hareket alanını artırdığı ancak tek başına hızlı faiz indirimlerinin önünü açmadığı vurgulandı. Bundan sonraki süreçte enflasyonun ana eğilimi, hizmet ve kira enflasyonu, enflasyon beklentileri ve iç talepteki yavaşlamanın yakından izleneceği belirtildi.

TCMB’nin para politikasında hızlı bir gevşeme mesajı vermek yerine, dezenflasyon sürecinin devam ettiğini ancak riskler nedeniyle sıkı para politikasının korunacağını vurgulamasının beklendiği ifade edildi.

A1 Capital, piyasa açısından yüzde 26’lık enflasyon tahmini, yüzde 24’lük ara hedef ve güçlü bir sıkı para politikası mesajının TL varlıklar açısından olumlu değerlendirilebileceğini belirtti. Bu görünümün TL’yi destekleyebileceği, tahvil faizlerinde aşağı yönlü alan oluşturabileceği ve orta vadede bankacılık sektörü açısından olumlu karşılanabileceği kaydedildi.

Değerlendirmenin sonunda, para politikası açısından temel konunun faiz indiriminin zamanlamasından ziyade petrol fiyatlarındaki risklere rağmen dezenflasyon sürecinin korunması olduğu belirtildi.

  Hibya Haber Ajansı

© Copyright 2026 Su Haber Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.