Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle:
“Özellikle dünyanın yüz elliyi aşkın ülkesinde başları dik, alınları ak bir şekilde hayat ve haysiyet mücadelesi veren gurbeti, sılaya, acı vatanı ikinci vatana çeviren başarılarıyla Türkiye'nin ve Türk milletinin kıvanç kaynağı olan yurt dışındaki tüm kardeşlerimize buradan en kalbi muhabbetlerimi iletiyorum. 2 haftalık aranın ardından siz dava ve yol arkadaşlarımla bu yüce çatı altında ruhberuh hasbihal etmenin bahtiyarlığı içerisindeyim. Büyük bir coşkuyla gerçekleştirdiğimiz grup toplantımızın ülkemize milletimize, demokrasimize hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum.
Katılımlarıyla bizleri onurlandıran kıymetli misafirlerimize heyecanımızı paylaşan genç arkadaşlarıma hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Rabbim muhabbetimizi kaim dayanışmamızı daim eylesin. Değerli kardeşlerim dün biliyorsunuz Samsun'da istiklal meşalemizin yakılmasının 107. yıl dönümüydü.
On dokuz Mayıs Atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramını aralarında şampiyon sporcularımızın da olduğu iki yüzü aşkın gencimizle Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'nde kutladık. Öncesinde Cumartesi günü Kocaeli'nde Kocaeli Spor Stadyumu'nun içini ve dışını hınca hınç dolduran gençlerimizle bir araya geldik. Iki yüz yedi üniversitemizden seksen bir vilayetimizden gelen gençlerimiz ülkemizde misafir olarak bulunan üniversiteli genç kardeşlerimizin heyecanına ortak olduk. Stadyumun içi kadar dışı da çok farklıydı. Heyecan vericiydi. Her yaştan her kökenden her gelir grubundan ve farklı hayat tarzından yüz bin gencimiz adeta bir insan seli olup Kocaeli'ne akmıştı.
Kocaelili kardeşlerimiz de misafirlerine başarıyla ev sahipliği yaptılar. Türkiye'nin beşeri hazinesinin zenginliğine orada bir kere daha şahitlik ettik. Başta CHP olmak üzere muhalefeti kıskandıran muhalefetin gençlerle ilgili iddialarını tek tek çürüten bir şölene imza attık. Kocaeli'ndeki şölen bizim sadece gençlerin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz buluşmalarımızdan on dördüncüsüydü. Bunun dışında kongrelerimizde sohbet toplantılarımızda farklı etkinliklerde özellikle de gençlerimizle yüzlerce defa bir araya geldik hasbihal ettik. Bu programlarda gençlerle birlikte bütün vatandaşlarımıza gönlümüzün kapılarını açtık.
Yunus'un biz kimseye kin tutmazuz. Kamu alem birdir bize anlayışıyla bu ülkenin tüm gençlerini aynı samimiyetle bağrımıza bastık. Yarım asra yaklaşan siyasi hayatı boyunca daima gençlerle yol yürümüş bir kardeşiniz olarak şunu bir defa çok net söylemek isterim. Gençleri hafife alan gençlere sırtını dönen bir hareketin başarı şansı yoktur. Gençlerin omuz vermediği bir mücadele zafere ulaşamaz, kalıcı olamaz. Merhum Nurettin Topçu üstadımızın dediği gibi gençlik geleceğin tohumudur.
Bunun için gençliğe yüz çeviren geleceğe yüz çevirmiş demektir. Şimdi bakınız değerli kardeşlerim. Biz kuruluşumuzdan itibaren gençlerin en çok rağbet ettiği adres olduk.
Sadece gençler için siyaset yapmadık. Siyaseti gençlerle birlikte yaptık. Üstenci, kibirli, yargılayan gençleri tehdit ve tehdit eden söylemleri kapımıza hiçbir zaman yaklaştırmadık.
Önce gençleri anlamaya çalıştık. Gençlerle empati kurmayı denedik. Ders vermek yerine gençlere kulak vermeyi tercih ettik. Gençlerimizin talep, beklenti ve sorunlarına yine gençlerimizle birlikte çözüm yolları geliştirdik. Ortak akılla çözüm ürettik. Üniversitede fikir teri döken gençlerimizi önemsediğimizi özellikle sanayide alın teri döken gençlerimize de ihtimam gösterdik.
Başörtüleri dolayısıyla üniversiteye alınmayan gençlerimizin meseleleriyle ilgilendiğimiz kadar henüz ömrünün baharındayken hayatın zorluklarını göğüslemek zorunda kalan gençlerimizin dertleriyle de ilgilendik. Çamlıca Camii'nde hafızlık icazet merasimine katıldığımız çocuklarımız gibi amatemlerde bağımlılık tedavisi gören yavrularımıza da şefkatle yaklaştık. İstiklal Marşı'mızı tüm dünyaya dinleten genç sporcularımızla iftihar ettiğimiz kadar başımıza icat çıkaran genç mühendislerimizle de iftihar ettik.
Yani gençler arasında ayrım yapan bir kadro olmadık. Bugün de değiliz. Bu ülkeye hizmet ettiğimiz müddetçe de asla böyle olmayacağız. Değerli kardeşlerim burada bir gerçeği tüm teşkilatıma tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum. Dün olduğu gibi bugün de gençlerimiz yargılanmadan önce dinlenmeyi, yaftalanmadan önce anlaşılmayı bekliyor. Gençlerimiz büyüklerinin sadece ders vermesini değil kendilerine değer vermesini de istiyor.
Biz işte bunu yapmanın derdindeyiz. Önyargısız bir şekilde açık bir kalp ve açık bir zihinle gençlerimizi anlamaya onların ruh dünyalarının derinliklerine inmeye çalışıyoruz. Gençlerimizi harflerle ayırıp doğum yılına göre onları kategorize edenlerin bizim ne yapmaya çalıştığımızı kavramakta zorlanmaları gayet doğaldır.
Gençleri saf malzemesi olarak yolsuzluklarını örtmek için bir istismar aracı olarak görenlerin AK Parti'nin gençlerle kurduğu hasbi ve harbi ilişkiyi kıskanmalarına şaşırmamak gerekir. Kardeşlerim unutmayın tilki uzanamadığı üzüme koruk dermiş. Bunlar da gençlik şölenimize çamur ve iftira atarak kendi kifayetsizliklerini kapatmanın derdindedir.
Akareti siyaset zanneden CHP Genel Başkanı'nın gençleri tahkir eden gençleri aşağılayan hezeyanlarının bizim nazarımızda hiçbir kıymeti yoktur. Çünkü bırakın stadyumda yüz bin gençle şölen yapmayı bunlar salonları bile doldurmakta artık zorlanıyorlar. Bir senedir oradan oraya sürükledikleri CHP'li vatandaşlarımız da bunlardan umutlarını kesmeye ortaya saçılan pislikler sebebiyle uzaklaşmaya başladı. Üzülerek görüyoruz ki Cumhuriyeti kurmakla övünen CHP üç beş kifayetsiz muhterisin elinde seçmenini utandıran bir parti haline döndü. Sokağa çıkmaya yüzleri yok. Vatandaşın bilhassa da gençlerimizin yüzüne bakacak halleri yok.
Tüm öfkeleri bu hakikatin gençlerimiz tarafından da biliniyor olmasındandır. Gençlerimiz ağızlarından liyakati düşünmeyenlerin yönettikleri belediyeleri nasıl arpalığa çevirdiklerini çok net görüyor. Gençlerimiz sürekli ahlaki üsttenlikten dem vuranların nasıl bir ahlaksızlık batağına saplandıklarını çok net görüyor. Rüşvetsiz selam dahi almayanların içler acısı durumunu bu ülkenin gençleri elbette görüyor. Takip ediyor. Bu aç gözlülerle arasına mesafe koyuyor. Genel başkan dahil CHP'nin rahatsızlığının temel sebebi işte budur. Varsın beyefendiler rahatsız olsun. Biz gençlere güvenmeye, gençlerimizin önünü açmaya devam edeceğiz.
Milli ve manevi değerlerimiz ışığında gençlerimizin en iyi, en donanımlı, en şuurlu şekilde yetişmeleri için elimizden gelen çabayı harcayacağız. Türkiye'nin aydınlık yarınlarının teminatı olacak TeknoFest gençliğinin her alanda temayüz etmesi için seferberlik ruhuyla çalışmaya devam edeceğiz. Bu süreçte tabii ki yapıcı eleştirileri dikkate alacak, ekşik varsa giderecek gençlerimizde gönül bağımızı güçlendirmeye yönelik iyi niyetli teklif, tespit ve tenkitlerin gereğini yerine getirmekte tereddüt göstermeyeceğiz.
Buradan bir kez daha gençlerimize samimiyetle seslenmek istiyorum. Sevgili genç kardeşlerim sizi dinleyen sizi doğru anlayan size kıymet ve emniyet veren bir iktidar yirmi üç buçuk yıldır iş başındadır. AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın gözünde bu ülkenin gençlerinin tamamı birdir eşittir, aynı derecede sevgiye, hizmete, muhabbete layıktır.
Sizin güvenliğinizi, sizin istikbalinizi, sizin huzur ve esenliğinizi her şeyden çok önemsiyoruz. Sizin sporda, sanatta, bilimde, ilimde, kültürde, siyasette, bürokraside hak ettiğiniz yere gelmenizi çok önemsiyoruz. Sizin hayallerinizi gerçekleştirecek her türlü imkana sahip olmanızı çok ama çok önemsiyoruz. Biz size inanıyoruz. Size güveniyoruz. Türkiye yüzyılının inşasını inşallah sizler tamamlayacaksınız. Yazacağınız başarı hikayeleriyle hem ailelerinizin hem de milletimizin kıvanç kaynağı olacaksınız. Şunu lütfen hiçbir zaman unutmayın. Her karışında bir yiğidin yattığı bu mübarek topraklar sizin. Her şehri ayrı güze, her köşesinden tarih fışkıran bu cennet vatan sizin. Dostlarına güven düşmanlarına korku salan bu büyük devlet sizin.
Mazisi zaferler ve mücadelelerle dolu bu necip millet sizin. Rengini aziz şehitlerimizin kanından alan bu şanlı bayrak sizin. Yeni Türkiye sizin eseriniz olacak. Büyük ve güçlü Türkiye inşallah sizlerin omuzlarında yükselecek. Bunun için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, hep birlikte büyük Türkiye'yi bu asrın parlayan yıldızı yapacağız. Aziz milletim, değerli milletvekili arkadaşlarım geçtiğimiz çarşamba günü itibariyle meclisimizin de teşekkül ettiği 14 Mayıs seçimlerinin üzerinden 3 yıl geçti.
Önümüzdeki Perşembe günü ise Cumhurbaşkanı seçimlerinin ikinci turunun üzerinden 3 sene geçmiş olacak. Gerek meclisimiz gerekse hükümetimiz geride bırakmakta olduğumuz bu üç seneyi önceki dönemlerde olduğu gibi dolu dolu geçirdi. Yine yaklaşık 3 ay sonra 14 Ağustos'ta AK Partimizin kuruluşunun yirmi beşinci yıl dönümünü kutlayacağız. Artık çeyrek asrı inşallah geride bırakmış olacağız. Aynı şekilde yaklaşık beş ay sonra da kesintisiz iktidarımızın yirmi dört yılını dolduracağız. Büyük AK Parti ailesi olarak hem süre bakımından hem de Türkiye'ye kazandırdığımız eserler bakımından aşılmaz rekorlara imza atmanın haklı gururunu yaşıyoruz.
Değerli yol ve dava arkadaşlarım, bugün sizlerle biraz dertleşmek, kalbimle kelamım arasına perde koymadan açık yüreklilikle konuşmak istiyorum. Bugün özellikle gözlerinin ışıltısı her zaman yüreğimizi ısıtan gençlerimizle hasbihal etmek, gönlümden geçenleri onlarla paylaşmak arzusundayım. Şimdi değerli kardeşlerim, Yunus Emre'nin bizim için de çok anlamlı bir beyti var. Diyor ki, bu yol uzaktır, menzili çoktur, geçidi yoktur, derin sular var, evet biz bu yola çıkarken uzun bir yola çıktığımızın menzili çok, geçidi yok bir yola çıktığımızın derin sulardan geçeceğimiz bir yola çıktığımızın idrakiyle, şuuruyla, bilinciyle çıktık. Kimse bize kolay olacak demedi. En başta karşımızda merhum Menderes'in, merhum Polatkan'ın, merhum Zorlu'nun talihsiz hatıraları duruyordu.
27 Mayıs'ın, 12 Mart'ın, 12 Eylül'ün, 28 Şubat'ın tehditleri üzerimizde bir ağırlık olarak kendilerini hissettiriyordu. Kimilerimiz işkencelerden geçti, kimilerimiz hapislerde yattı, partilerimiz kapatıldı, siyasi yürüyüşlerimiz engellendi, yok sayıldık, ötelendik, dışlandık, kendi öz yurdumuzda örselendik, hiçbir zaman korkmadık, hiçbir zaman vazgeçmedik. Çünkü bu hareket bir kişiye, bir gruba çıkar sağlama hareketi değildi.
Bu hareket kişisel rant peşinde koşan bir hareket değildi. Bu hareket köksüz bir hareket değildi. Saman alevi gibi parlayıp sönecek bir hareket hiç değildir. Bu hareket ta en başından itibaren millet davasıdır, memleket davasıdır, büyük Türkiye davasıdır. Bu hareket ümmet davasıdır. Bakın değerli kardeşlerim daha kurulduğumuz andan itibaren partimizi saf dışı bırakmak hükümetimizi yıkmak için darbe senaryoları yazıldı.
İktidarımızın henüz beşinci yılında partimize kapatma davası açıldı. Muhtıralar gördük, sokak hareketleri gördük, yargı darbelerine, silahlı darbe girişimlerine, terör saldırılarına maruz kaldık, huzur ortamını, güven ortamını, istikrarı, ekonomiyi, demokrasiyi hedef alan nice saldırıların suikast girişimlerinin hedefi olduk. Bunlar sizin gördükleriniz, halkımızın gördükleri görünmeyen nice saldırıyı görünmeyen nice badireyi atlattık.
Neydi derdimiz? Boyun eğebilirdik, teslim olabilirdik, uyum sağlayabilirdik, suyuna gidebilirdik. Ağamsın, paşamsın diyebilirdik, rahat yataklarımızda, sıcacık koltuklarımızda etliye, sütlüye karışmadan günümüzü gün edebilirdik. Bizden önceki pek çok hükümetin yaptığı gibi biz de rahatımızı bozmaz, riske girmez, idareyi masrahatla işi götürebilirdik ama biz bunu yapmadık.
Biz yollara düştük, biz bir hayalin peşinde koştuk, biz aşk ile millet davasına boynumuzu uzattık. Çünkü biz şunu biliyorduk, tarihe bir borcumuz var, ecdada şehitlerimize bir borcumuz var, ümmete bir borcumuz var, mazlumlara, yolda kalmışlara, yoksullara, aziz milletimize, aziz memleketimize bir borcumuz var. Bizim bu davayı omuzlamış karınca kararınca bir noktaya taşımış bizden önceki fedakar, cefakar, cesur, mert dava adamlarına bizim bu hareketin öncülerine bir borcumuz var. Bizim Üstad Necip Fazıl'ın ifadesiyle Allah ve ahlak demenin yasaklandığı karanlık günlerde hohlaya hohlaya buz dağını eriten iman dolu o yüreklere bir borcumuz var. O borcu ödemek için can vermek mi gerekiyor? Hiç tereddüt etmeyiz, gerekirse o canı da veririz diyerek bu yollara revan olduk. Her zaman şunun idrakinde olduk.
Bir Tayyip Erdoğan gider ama bu davayı omuzlayacak bin Tayyip Erdoğan gelir. Bize düşen bizden öncekilerden devraldığımız sancağı yere düşürmeden bizden sonrakilere devretmektir. Bizim davamız budur, bizim misyonumuz budur, bizim arzumuz, gayemiz, amacımız işte budur. Yarın ruhuzu mahşerde huzura vardığımızda vazifesini hakkıyla yapmış olmanın yüz akına sahip olabilirsek bu bize ziyadesiyle yeter, gayrısı boştur, gayrısı lafı güzaftır. Bizden öncekiler bu davaya bu harekete ömürlerini verdiler. Hamdolsun bizim yaptığımız da budur.
Biz Allah'a sonsuz hamdü senalar olsun bu hareketin içinde doğduk, bu hareketle büyüdük. Vakti zamanı gelince dava taşını omuzladık, Allah'ın yardımıyla o dava taşını gücümüz yettiğince eğilmeden, bükülmeden taşıdık ve taşımaya da devam ediyoruz. Biz üzerimizde milletin, memleketin, ümmetin mesuliyetini taşıyoruz. Kimilerine bu kolay gelebilir? Haristen gazel okumak kolay, mesuliyet makamında olmadan ahkam kesmek kolay, sırça köşklerde teori üretmek kolay. Hayallerle yaşamak kolay. Biz kolayı değil, zoru seçtik.
Biz çileyi seçtik, biz mücadeleyi seçtik. Kendi siyasi tarihim boyunca çok ihanet gördüm, çok vefasızlık gördüm, çok nankörlük gördüm. Varsın olsun yine Yunus'un beytleriyle bu halk içinde bize gülen var. Gülen gülsün, gafil ne bilsin? Hakkı sever var, Hakk'a eşin var, Hakk'a tapan var, Hak yoluna başını koyan var, Hak için candan serden geçen var. Unutmayın, Hak bilsin, Halik bilsin, bize bu yeter. Bir yoksul, bir garip, bir yolda kalmış, bir mazlum bize Allah sizden razı olsun dediyse biz fahiyelerin en yükseğine erişmişiz demektir. Hiç şüphesiz mükemmel değiliz, haşa günahsız, kusursuz değiliz, hatadan münezzeh asla değiliz. Elbette bizim de hatamız, eksiğimiz, yapmak isteyip de yapamadıklarımız vardır ve olmuştur. Ama şu da bilinsin ki bir engeli açmak için bin engelle mücadele etmek zorunda kaldık.
Şimdi sağdan soldan klavye kahramanları AK Parti'nin bu kadronun açtığı yolda tesis ettiği iklimde refah ve konfor ortamında sıcak yataklarından, rahat koltuklarından ahkam kesiyor olabilirler. Bunlara soruyorum, siz hiç hayatınızda risk aldınız mı? Siz hiç hayatınızda kavgaya girdiniz mi? Siz hiç hayatınızda ölümle burun buruna geldiniz mi? Menderes'in akıbeti gözünüzün önünde dururken hayatınızda hiç canınızdan serinizden vazgeçecek bir harekete dahil oldunuz mu? Kavgada yoklar ama kavga bitince sırça köşklerinden laf üretirler. Bakın biz bu yola çıkarken de bu yolda yürürken de Türkiye'nin yakın tarihine bakarak hapislere düşmeyi, işkence görmeyi, suikastlere hedef olmayı hatta idam edilmeyi göze alarak girdik.
Peki bizi acımasızca, bizi insafsızca eleştirenler siz ne yaptınız? Hangi fedakarlıkta bulundunuz? Hangi bedeli ödediniz? Konforlu güvenli alanlarınızdan yapılan hizmetlere kup takmak dışında Allah aşkına hangi marifeti icra ettiniz? Değerli kardeşlerim şunu bir defa açık ve net söylemek durumundayım. Bizim hakkın ve halkın nazarında takdir edilmek dışında bir gayemiz yoktur. Az önce izlediğimiz gibi milletimiz de her seçimde bize takdirini teşekkürünü ifade etmiştir. Ancak sevdiğimiz saydığımız itibar ettiğimiz kendimizden gördüğümüz kimilerinin izan ve insaf sınırlarını aşması da açıkçası canımızı acıtmıştır. Bu yolculukta bu da var. Hani diyor ya şair Atilla İlhan, ayrılık sevdaya dahil.
Yola çıkarken bu sevdaya bunun da dahil olduğunu bilerek çıktık. Şunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmadık değerli kardeşlerim. Biz yüzde elli ikinin oyunu alarak göreve gelmiş bir iktidarız. Yüzde kırk sekizin önemli bir kısmının oy vermesede gönlünün bizimle olduğunu bilen bir iktidarız. Hepsinden öte. Biz yüzde yüzün onun ötesinde mazlum mağdur coğrafyaların ümmetin de mesuliyetini omuzlayan bir iktidarız. Kökümüzü unutmayız. Özümüzü unutmayız. Nereden geldiğimizi de çok iyi biliyoruz. Nereye gittiğimizi de çok iyi biliyoruz. Bizi biz yapan değerlerden asla kopmadık. Her zaman duamızda günde beş vakit namazlarımızda ettiğimiz duada bizi sıratı müstakime eriştir duasıdır.
Bizim duamız ayaklarımızı sıratı müstakimde sabit kıl duasıdır. İnşallah doğru bildiğimiz yolda eğilmeden, bükülmeden, boyun eğmeden, teslim olmadan, yorulmadan, yılmadan yürümeye devam edeceğiz. Allah'a hamd olsun. Bizimle aynı yolda yürüyen birlikte yürüdüğümüz milyonlar on milyonlar var. Bizimle aynı ufka bakan aynı menzile doğru koşan milyonlarca genç var. Dünyanın dört bir yanında Filistin'den Suriye'ye Arakan'dan Afrika'ya bizim için ellerini semaya açan yüz milyonlar var”
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 Su Haber Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.