Reklam
Vakıf Katılım
Tarih : 2026-06-10 09:51:25

Jeopolitik gerilim ve ABD enflasyon verisi piyasaları şekillendiriyor

A1 Capital tarafından yayımlanan notunda, ABD/İsrail ile İran arasındaki jeopolitik gerilimin yeniden tırmanma riskine dikkat çekilerek piyasalarda artan kırılganlık aktarıldı. Notta, son günlerde ateşkes ve diplomatik çözüm beklentilerinin fiyatlandığı, ancak yeni gelişmelerle birlikte çatışmanın yeniden büyüyebileceğine yönelik endişelerin güçlendiği ifade edildi. ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonları gerçekleştirdiği, İran’ın ise Ürdün ve Körfez bölgesindeki bazı ABD hedeflerine saldırılar düzenlediği yönündeki açıklamaların piyasalar tarafından yakından takip edildiği aktarıldı. İsrail tarafının da İran’a karşı yeni operasyon seçeneklerini masada tuttuğu belirtilirken, diplomatik kanalların tamamen kapanmadığı ancak sürecin oldukça kırılgan hale geldiği ifade edildi.

Küresel piyasalar açısından en kritik riskin enerji arzı olduğu vurgulanan notta, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin Körfez üzerinden geçtiği ve Hürmüz Boğazı’nın halen en önemli jeopolitik risk noktası olduğu ifade edildi. Son dönemde tanker geçişlerinin kısmen yeniden başladığı ancak trafiğin hâlâ kriz öncesi seviyelerin oldukça altında bulunduğu, sigorta maliyetlerinin yükseldiği ve navlun ücretlerinin olağanüstü seviyelerde seyrettiği aktarıldı. Büyük enerji şirketlerinin bölgedeki operasyonlarında ek güvenlik maliyetlerine katlandığı da notta yer aldı.

Piyasa beklentilerine ilişkin değerlendirmede, ABD kaynaklarına atıfla Trump’ın açıklamaları doğrultusunda anlaşma ihtimalinin “2 saatten 2 güne, 2 haftadan 2 aya kadar” değişen zaman aralıklarında gündemde olduğu ifade edildi.

Petrol fiyatlarına ilişkin bölümde Brent petrolün son günlerdeki geri çekilmenin ardından yeniden yükselişe geçtiği ve 92–93 dolar bandında işlem gördüğü aktarıldı. Kısa süre önce 98 dolar seviyelerinin test edildiği, İran–İsrail geriliminin azalacağı beklentisinin fiyatları aşağı çektiği ancak son gelişmelerin risk algısını yeniden artırdığı ifade edildi. ABD’nin İran’a yönelik operasyonlarının devam etmesi, İran’ın Körfez’deki misillemeleri ve Hürmüz Boğazı’ndaki düşük kapasitenin piyasada kalıcı bir jeopolitik risk primi oluşturduğu vurgulandı.

Notta, piyasanın artık Boğaz’ın tamamen kapanmasını değil ancak eski kapasitesine ne zaman döneceğinin belirsizliğini fiyatladığı ifade edildi. Bu durumun petrol fiyatlarında kalıcı bir risk primi oluşturduğu belirtilirken, 95 dolar seviyesinin kritik eşik olduğu aktarıldı. Brent petrolün bu seviyenin üzerine çıkması halinde Fed, ECB ve gelişmekte olan ülke merkez bankalarının enflasyonla mücadele süreçlerinin zorlaşacağı, 100 dolar üzerinin ise yeni bir küresel enflasyon şoku tartışmasını gündeme getirebileceği ifade edildi.

Fiziksel piyasa tarafında ise ABD ham petrol stoklarının düşüş eğiliminde olduğu, küresel petrol stoklarının da tarihsel olarak düşük seviyelerde bulunduğu aktarılmıştır. Bu durumun arz tarafında sınırlı tampon alanı bıraktığı ve olası kesintilerin fiyatlar üzerinde daha güçlü etki yarattığı ifade edilmiştir.

Altın piyasasına ilişkin değerlendirmede, jeopolitik risklerin yüksek olmasına rağmen altının son dönemde zayıf performans gösterdiği ifade edilmiştir. Bu zayıflığın temel nedenleri arasında yükselen petrolün enflasyon beklentilerini artırması ve faizlerin uzun süre yüksek kalacağı beklentisinin güçlenmesi gösterilmiştir. Piyasanın şu anda savaş riskinden çok faiz riskine odaklandığı, güçlü doların da altın üzerindeki baskıyı artırdığı aktarılmıştır.

Citi tarafından yapılan değerlendirmeye atıfla, altının önümüzdeki dönemde yüzde 20’ye varan bir düşüş riski taşıdığı ve 0–3 aylık ons altın hedefinin 4.300 dolardan 4.000 dolara indirildiği bilgisi paylaşılmıştır.

Gümüş tarafında ise altına kıyasla daha zayıf bir görünüm olduğu, bunun nedeninin gümüşün aynı zamanda sanayi metali olması olduğu ifade edilmiştir. Küresel büyüme beklentilerindeki bozulma ve yüksek faiz ortamının gümüş üzerinde çift yönlü baskı yarattığı, ancak uzun vadede güneş enerjisi, elektrikli araçlar ve veri merkezleri gibi alanların talebi desteklediği belirtilmiştir.

Küresel piyasa görünümüne ilişkin bölümde, yatırımcıların genel olarak güçlü bir risk alma iştahı göstermediği ancak sert bir riskten kaçış da yaşanmadığı ifade edilmiştir. Piyasaların ABD enflasyon verisine ve Orta Doğu kaynaklı haber akışına odaklandığı aktarılmıştır. Asya piyasalarının temkinli başladığı ancak gün içinde panik havasının oluşmadığı, ABD vadeli işlemlerinde ise satışların sınırlı kaldığı ifade edilmiştir.

ABD tarafında yatırımcıların bugün açıklanacak TÜFE verisine odaklandığı, S&P 500 ve Nasdaq vadeli işlemlerinde güçlü bir yön oluşmadığı, piyasanın veri öncesi pozisyon almak yerine bekle-gör moduna geçtiği ifade edilmiştir. Avrupa tarafında ise enerji fiyatlarına daha duyarlı olunması nedeniyle daha zayıf bir görünüm sergilendiği aktarılmıştır.

ABD Mayıs TÜFE verisine ilişkin beklentide yıllık enflasyonun yüzde 3,8’den yüzde 4,2’ye yükselmesinin beklendiği ifade edilmiştir. Verinin beklentinin altında gelmesi halinde tahvil faizlerinde düşüş, dolar zayıflaması, altın yükselişi ve gelişmekte olan piyasalarda rahatlama görülebileceği; beklentinin üzerinde gelmesi halinde ise Fed’in sıkı duruşunun güçleneceği, doların değer kazanacağı, tahvil faizlerinin yükseleceği ve riskli varlıklarda satış baskısının artabileceği ifade edilmiştir.

Makro gelişmeler bölümünde ABD Merkez Bankası’nın 32 büyük bankaya yönelik stres testinin 24 Haziran’da açıklanacağı, senaryoda ağır küresel resesyon ve ticari gayrimenkul piyasalarında stres unsurlarının yer aldığı aktarılmıştır. CENTCOM’un Hürmüz Boğazı üzerinde düşen Apache helikopteri sonrası İran’a yönelik saldırılarını tamamladığını bildirdiği ifade edilmiştir. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in İran nükleer anlaşmasına ilişkin sürecin gelecek hafta veya birkaç ay içinde sonuçlanabileceğini söylediği aktarılmıştır.

AB savunma şefinin Avrupa’nın savunma açığını kapatmanın 500 milyar euroya mal olabileceğini belirttiği, Türkiye ve Kanada’nın da olası yeni Avrupa savunma mimarisi içinde değerlendirilebileceğine ilişkin ifadelerin yer aldığı aktarılmıştır. BYD’nin Türkiye’de planladığı fabrika yatırımını askıya aldığı, Çin’de üretici enflasyonunun yükseldiği, Japonya’da toptan enflasyonun son 3 yılın zirvesine çıktığı ifade edilmiştir. BofA’nın Çin ihracatına ilişkin direnç beklentisi ve Japonya Merkez Bankası’nın faiz artışlarını yavaş sürdürebileceği değerlendirmeleri de notta yer almıştır. Citi’nin altın fiyatlarına ilişkin düşüş uyarısı da ayrıca aktarılmıştır.

Şirket haberleri ve KAP akışında ise AGESA’nın sermaye artış sürecinin tamamlandığı, ALKLC’nin uluslararası süt ürünleri şirketi ile iş birliği görüşmelerine başladığı, BAGFS’te sermaye artırımı davası sürecinin birleştirildiği ifade edilmiştir. BVSAN’ın 22 adet vinç için 1,925 milyon Euro’luk sözleşme imzaladığı, EFOR’un güçlü satış performansı ile 507,5 milyon TL ciroya ulaştığı aktarılmıştır. HALKB’nin 5 milyar dolara kadar borçlanma yetkisi aldığı, HLGYO’nun raylı sistemler ortak projesi kurduğu, TKFEN’in OYAK ile pay devri görüşmelerine başladığı ve TTRAK’ın 606 milyon TL’lik yatırım teşvik onayı aldığı ifade edilmiştir. Ayrıca birçok şirkette yönetim kurulu kararları, huzur hakkı düzenlemeleri, bağlı ortaklık kurulumu ve satış sözleşmelerine ilişkin KAP bildirimlerinin yayımlandığı aktarıldı.

 

 
 
  Hibya Haber Ajansı

© Copyright 2026 Su Haber Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.