CHP Genel Başkanı Özel'in konuşmasında satır başları şu şekilde:
''Önceki toplantımızda uyuşturucu ile mücadele, kadına yönelik şiddet ve eğitimdeki sorunları nasıl çözeceğimize ilişkin partimizi çözüm önerilerine aktarmıştım. Bugün de adalet politikaları, gümrük birliği anlaşmasına ilişkin son gelişmeler, yaşanan et krizi ve borçların yapılandırılması konusunda politika başkanlarımızın ekipleriyle birlikte yapmış olduğu çalışmaların sonucunda ortaya koydukları çözüm önerilerini hep birlikte tartıştık.
İlk olarak adalet politikalarına ilişkin bir çerçeve ile başlamak isterim. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı, kahraman polisimizin ve jandarmamızın tüm çabalarına rağmen sokaktaki suç çeteleri ile mücadelede yetersiz kalmaktadır. Yaşadığımız bu ortam, siyasi tercihlerin bir sonucudur. Şüphesiz uyuşturucu çeteleri ülkemizin her köşesini sarmakta, özellikle çocuklar bu çeteler tarafından kullanılmaktadır. Bunun yanında ekonomik kriz her geçen gün daha da yakıcı hale gelmekte, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı buna da bir çözüm üretmemektedir.
Peki, bunları yapmayan Adalet ve Kalkınma Partisi ne yapıyor? Araçsallaştırılan yargı eliyle siyasi operasyonlar yapıp iktidar koltuğunda kalmaya çalışıyor. Bunu yaparken hukuk sistemimizi yerle bir ediyorlar. Biz bugünkü toplantımızda, bu iktidardan sonra bir daha asla kimsenin ele geçiremeyeceği bir yargı sisteminin nasıl kurulabileceğini tartıştık. Altını çizmek isterim: Bizim hedefimiz “gelelim ve yargı sistemini ele geçirelim” diye bir hedef değildir. Yargı sisteminin arındırılması, liyakatin, hızın ve güvenilirliğin belli bir noktaya gelmesi ve bundan sonra bu ülkede hiçbir iktidarın gelip de yargıyı ele geçirmesinin mümkün olmadığı yeni bir düzen ve buna yönelik düzenlemeleri istiyoruz.
Bu ülkede hiçbir iktidar, demokrasiyi bundan sonra yargı eliyle rafa kaldırmaya cesaret edemeyecektir. Buna uygun bir yapıyı tesis edeceğiz. Siyasetin yargı üzerindeki yetkisini ortadan kaldırıp gerçekten bağımsız ve tarafsız bir yargıyı kuracağız. Yargı eliyle yolu adliyelere düşen herkesin “Ben mahkemede adaleti bulurum” diyebileceği bir sistemi inşa etmek durumundayız. Bugün yüzde 20’lere düşen yargıya güven oranını, şerefli yargı mensuplarımızla birlikte yeniden yükselteceğiz. Hızlı, liyakatli, güvenilir bir yargı sistemini inşa edeceğiz.
Bunun için Hâkimler ve Savcılar Kurullarını evrensel ve demokratik standartlarda yeniden yapılandıracağız. HSYK’yı siyasetin etkisinden kurtaracağız. Adalet Bakanı ve yürütme organının hiçbir temsilcisi artık bu kurulda yer almayacak. Kurulun üyeleri yüksek yargı mensupları tarafından seçilecek. Yargı sistemi, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayan, mal varlıkları açıklanamayan, yolsuzluğa bulaşmış kişilerden hızla ve tamamen arındırılacak. Yargı mensuplarının göreve alımından atamalarına, terfilerine ve performans değerlendirmelerine dair tüm süreçler şeffaf ve önceden belirlenen kriterler çerçevesinde yürütülecek.
Mahkemelerde dosyaların hangi hâkim ya da heyetlere düşeceğine ilişkin yetki, mahkeme başkanlarından alınacak; dosyalar kanuni olarak oluşturulacak sıralama yöntemine göre otomatik olarak dağıtılacak. Coğrafi teminata ilave olarak yer ve kürsü güvencesi sağlanacak. İhtisas mahkemelerinin sayısını artıracağız. Bu mahkemeler, alanına hâkim yargıçlar tarafından yürütülecek. Tıbbi davalara bakan mahkemeler, asker kişiler için mahkemeler gibi alanlarda da yeni ihtisas mahkemeleri kuracağız, var olanları güçlendireceğiz. Dosya görülme süresi uzamış yüksek mahkemelerin üye sayılarını artırarak vatandaşın adalet talebini karşılayacağız. Kırılgan grupların yargıya erişiminin önündeki engelleri kaldıracağız. Bunun için barolarla ve Türkiye Barolar Birliği ile birlikte çalışacağız.
Bizim iktidarımızda yargı, siyasetin aparatı olmaktan çıkarılacak; sadece vatandaşın hukukunu koruyacak.
Değerli arkadaşlar, devletin milletin hukukunu koruması gereken bir diğer alan da uluslararası alandır. Bu iktidar, vatandaşın hukukunu yurt içinde koruyamadığı gibi yurt dışında da koruyamamaktadır. Gümrük birliği çerçevesinde yaşanan son gelişmeler, bu ülkenin üreticisinin uluslararası alanda sahipsiz bırakıldığını ortaya koymuştur. Avrupa Birliği’nin Kanada, Güney Kore, Hindistan başta olmak üzere yaptığı yeni serbest ticaret anlaşmaları tek taraflı olarak bizi etkileyecektir. Bizim üreticimiz ürününü ihraç ederken gümrük vergisine tabi olmakta, ancak yeni anlaşmaların ardından aynı ülkelerin Türkiye’ye vergisiz ürün satabilmesinin önü açılmaktadır.
Yerli üreticiyi korumayan gümrük birliği anlaşması mutlaka değişmeli, hızla revize edilmelidir. Biz iktidarımızda gümrük birliği anlaşmasının kapsamlı bir şekilde güncellenmesini hedefliyoruz. Anlaşmanın tek taraflı yapısını değiştireceğiz, karar alma süreçlerine mutlaka Türkiye’yi dahil edeceğiz. Gümrük Birliği’nin Türkiye’de yarattığı sıkıntıların nihai çözümü ise Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üye olmasından geçmektedir. Biz kararlı politikalarımızla ve partimizin uluslararası alanda gördüğü büyük destekle Avrupa Birliği’ne tam üyelik müzakerelerini en kısa zamanda başarıya ulaştıracağız.
Başkan yardımcısı olduğum Sosyalist Enternasyonal’de 89 üye partinin, CHP’nin Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne tam üye yapma hedefini tamamen desteklediklerine yönelik sık sık tekrarladıkları, imza altına aldıkları niyet beyanları ve dayanışmalarını bu konuda son derece kıymetli görüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında ne kadar hızlı Avrupa Birliği’ne üye olabileceğimiz konusunda bir fikir vereceğini umuyoruz.
Değerli arkadaşlar, şahsi menfaatleri için ülkemizde adaleti iflas ettiren Adalet ve Kalkınma Partisi yönetimi, işletmelerimizi de hızla iflasa sürüklüyor. Bu ikisinin birbirinden ayrı şeyler olduğu düşünülmemelidir. Bugün ekonomide serbest rekabet ortamını ortadan kaldıran, her alanda imtiyazlı gruplar oluşturup geri kalanları ticari hayattan dışlayan bir yapı vardır. İşletmelerimizin genel borçluluk seviyesinin olağanüstü seviyelere ulaştığını endişeyle takip ediyoruz.
2025 yılı, son beş yılın en fazla konkordato başvurusu yapılan yılı olmuştur. Son bir yılda 6 bin 361 konkordato başvurusu ile yıllık artış yüzde 85’e ulaşmıştır. Bu rakam, son üç yılın toplamına eşittir. 2025 yılı sonu itibarıyla hem vatandaşların hem de işletmelerin toplam icra-iflas dosya sayısı 23 milyon 994 bine ulaşmıştır. Takipteki alacakların tutarı 2025 yılı sonu itibarıyla 426 milyar 201 milyon TL’ye ulaşmıştır. Son bir yıldaki artış yüzde 100’e yakındır. Vatandaşın kamuya olan borçlarındaki artış bir yılda yüzde 65’e ulaşmıştır. Bu rakamın detaylarına baktığımızda en büyük borç takibinde olan grubun KOBİ’ler olduğu görülmektedir.
Vatandaşlarımızın da işletmelerimizin de kamuya ait borçlar ve yüksek faizler nedeniyle içinden çıkılmaz bir mağduriyet yaşadıklarını üzüntüyle takip ediyoruz. Kamu alacakları için politika faiz oranlarından ve hatta banka faiz oranlarından daha yüksek bir faiz uygulanmaktadır. Zaman zaman grup toplantılarımızda örnekleriyle değiniyoruz. Kasım 2025 tarihine kadar bu oran aylık yüzde 4,30 iken bugün itibarıyla aylık yüzde 3,7 seviyesindedir. Ayakta kalmak için zorlanan işletmeler ve borçlu vatandaşlar bu yüksek faizle ayrıca mücadele etmek zorundadırlar.
Biz iktidarda bu tefeci faiz anlayışına son vereceğiz. Artık borçların yapılandırılması hayati bir gereklilik haline gelmiştir. Bu, vatandaşımızın ve iş dünyasının beklentisidir. Vatandaşlarımızın ve işletmelerimizin devlete yönelik borçlarına ilişkin kapsamlı bir yapılandırma çalışmasını hayata geçireceğiz. Bunun için arkadaşlarımız detaylı olarak çalışıyorlar. Elbette borcunu düzenli ödeyen mükellefler için ödüllendirici destekler sunacağız ve onları ayrı tutacağız. Böylece önce zor durumdaki işletmelerin nefes almasını sağlayacağız, ardından ise adil rekabet koşullarını oluşturacağız. Bununla birlikte istihdamı da önce korumuş, sonra artırmış olacağız.
Değerli basın mensupları, bugün toplantımızın gündeminde yer alan bir diğer konu da et krizidir. Hayvancılık alanında da diğer tüm alanlarda olduğu gibi adeta kasıtlı bir yönetim söz konusudur. Hakkı olan desteklemeyi vermeyen Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı, yurt dışından ithalatla hem yabancı çiftçileri hem de ithalatta aracı olan bir grubu ihya etmektedir. İktidar bugüne kadar 7 milyon 700 bin canlı hayvan ithal etmiş ve bunun maliyeti 11 milyar doları aşmıştır. Yine bugüne kadar 500 bin ton et ithalatına 2,5 milyar dolar harcanmıştır.
Süt için maliyetinin altında verilen fiyatlar, anaç hayvanların kesime gitmesine neden olmaktadır. Artan yem fiyatları da besiciliği iyice imkânsız hale getirmektedir. Et fiyatlarının son beş yıldır enflasyonun çok üzerinde arttığını hatırlatırım. Beş yılda resmi enflasyon yüzde 617 iken, et fiyatlarındaki enflasyon yüzde 1400’dür. Bunun bir sonucu olarak Ocak 2021’de asgari ücret 46 kilogram kuşbaşı et alırken bugün bu rakam 30 kilograma düşmüştür. Yani alınan her 3 kilogram etten bir kilosu kaybolmuştur. Et üzerindeki alım gücü beş yılda yüzde 33 gerileyerek üçten ikiye düşmüştür. Yoksul aileler artık ne yazık ki kırmızı ete erişmekte zorlanmaktadır.
Dünyada kırmızı etin beyaz ete göre tüketim oranı 1’e 3 iken, Türkiye’de bu oran 1’e 10’a gerilemiştir. Hatta bugün ucuz et alabilmek için Yunanistan’a alışveriş turları düzenlenmektedir. Bu durum, vatandaşımızın yaşadığı zorlukları ve çaresizliği sınır kentlerinde trajikomik bir şekilde gözler önüne sermektedir. Ancak AK Parti iktidarının bu sorunu çözebilecek ne niyeti vardır ne de kabiliyeti vardır. Ortaya koydukları tek çözüm daha fazla ithalat, daha fazla ithalattır.
Biz iktidarımızda üreticilere hakkı olan desteklemeyi vereceğiz. Her fırsatta ifade ediyorum; kanunla sabittir ki millî gelirin yüzde 1’i çiftçilere, üreticilere destekleme olarak verilir. Bu sene gelmiş olan 2026 bütçesinde oran yine binde ikidir; yani kanunda belirtilen rakamın beşte biridir. Bütçe kanunu, bu konudaki özel kanuna aykırılık teşkil etmektedir. Bu konudaki eleştirilerimizi ifade ettiğimiz gibi, bu konuyu bir kez daha Anayasa Mahkemesi’ne taşıdığımızı ifade etmek isterim.
Uygun şartlardaki krediye erişme imkânları ortadan kalkmıştır, bu mutlaka sağlanmalıdır. Kredi için tarla, traktör ve evlerin teminat olarak istenmesi akıl alacak iş değildir. Çiftçilik aile hekimliği modeli mutlaka başlatılmalıdır; buna çalışıyoruz. Her işletmenin sürekli ve ücretsiz ulaşabileceği bir veteriner hekimi ve ziraat mühendisini görevlendireceğiz. Bu veteriner hekimler ve ziraat mühendisleri için, özellikle yeni mezunlar açısından ortada olan büyük istihdam krizine de çözüm üreteceğiz.
Türkiye’nin et üretiminde ithalatçı olmasının sebebi, ıslah programı uygulamamasıdır. Tarımda ister kırmızı et üretimi olsun, ister beyaz et üretimi, ister tohum üretimi; eğer bilimsel bir ıslah programınız yoksa dünyada ithalatçı ülke pozisyonundasınız. Islah programı uygulayanlar ise ihracatçı ülkelerdir. Hızla bilimsel bir ıslah programını hayata geçireceğiz. Kooperatifler ve borsalar aktif çalışacak, böylece garantili üretim için bir finansman kalkanı oluşturulacaktır. Yani besicimiz üretecek, yurt dışından hayvan ithalatı son bulacak; hem üretici kazanacak hem de tüketici ucuz ete kavuşacaktır.
Değerli arkadaşlar, bugün önerdiğimiz politikaları hayata geçirmek zor değil; çünkü bu ülkenin devasa kaynakları var. Örneğin bu sene bu iktidarın yanlış ekonomi politikaları nedeniyle 2,7 trilyon liramız faiz ödemelerine gidecek. Sadece bu kaynak bile tüm bu saydıklarımızı karşılamaya misliyle yetiyor. Kur korumalı mevduatla heba edilen kaynaklarımızı, zenginlerin silinen vergilerini, kamu-özel iş birliği anlaşmalarına yapılan garanti ödemelerini ve en önemlisi adalet olmazsa refah da olmaz ilkesini unutmayalım. Sadece 19 Mart darbesi için 160 milyar dolarımız heba edildi. Ekonomik krizin üzerine bir de yargı ve siyasi kriz eklendi.
Biz bu çatı altında Türkiye’nin yakıcı sorunlarına yapıcı çözümler üretmek ve bunları milletimizle paylaşmak için çalışmaya devam ediyoruz, devam edeceğiz. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu, 12 metrekarelik hücresinde olsa da bu millet için azimle çalışıyor. Onu esir alarak bu yürüyüşü durduracaklarını sananları, yerel seçimlerde olduğu gibi yine büyük bir hüsran bekliyor. Yerelde nasıl kazandıysak, genel seçimde de açık farkla kazanacağız.
Adalet ve Kalkınma Partisi bu ülkenin işçisine, emeklisine, çiftçisine, esnafına ve memuruna iyi gelmedi. Ama milletimiz emin olsun ki değişim herkese iyi gelecek. Millete tepeden bakanlar gidecek, milletin hizmetkarı olanlar göreve gelecek. Herkes derin bir nefes alacak. Söz veriyoruz: Cumhuriyet Halk Partisi olarak artık “sorunları görüyoruz, bunları anlatıyoruz” noktasından, bu sorunları çözecek reçeteleri elimizde tutarak uygulamak için seçimleri bekliyoruz. Milletimizin vereceği yetkiyle ve büyük bir sorumluluk anlayışıyla arı gibi çalışarak, umudunu kaybetmiş insanlarımızın umutlarını yeniden yeşerteceğiz.
Bundan önce Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde olduğu gibi, hiç kimseyi ayırmadan, kimseyi dışarıda bırakmadan, omuz omuza, kol kola bu ülkeyi bir kez daha ayağa kaldıracağız. Bu ülke kalkacak, zenginleşecek ve adaletli olarak paylaşacak. Kimse Cumhuriyet’in kalkınmasının ve adaletinin dışında kalmayacak. Bu ülke, bu ülkeyi kuran dedelerimizin hayallerinde olduğu gibi, torunlarının barış, refah ve huzur içinde yaşadığı bir ülke olacak.''
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 Su Haber Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.