Gedik Yatırım'ın değerlendirmesinde, son haftalarda devlet tahvili (DİBS) faizlerinde görülen sert yükselişlerin temel nedeninin, petrol fiyatlarına ilişkin belirsizliğin temelde enflasyon ve kısmen de cari açık üzerinde yarattığı yukarı yönlü riskler ve buna bağlı olarak kötüleşen risk algısı olarak ortaya çıktğı belirtildi.
DİBS faizlerinde sert yükselişler yaşandığına değinilirken şu bilgiler verildi:
"Jeopolitik risklerin fazlasıyla fiyatlanmaya başlandığı Şubat sonundan bu yana, 2 yıllık tahvil faizinde yaklaşık 8 puan bir yükseliş yaşanırken, faizler yüzde otuz altı seviyelerinden yüzde kırk dört’ün üzerine yükseldi. Benzer bir fiyatlama uzun vadeli tahvillerde de görülmekte; 10 yıllık tahvil faizleri yüzde yirmi dokuz–otuz bandından yüzde otuz beş seviyesine yükseldi. Aynı dönemde CDS primi ise 210’lu seviyelerden kademeli şekilde 300 baz puanın üzerine geldi.
Tahvil faizlerindeki bu yükselişte petrol kaynaklı belirsizliğin risk algısını bozması temel belirleyici faktör oldu. Bu hareketleri yalnızca enflasyon beklentilerindeki bozulmayla açıklamak yeterli olmayabilir. Daha çok, artan belirsizlik nedeniyle kısa vadede faiz indirimi beklentilerinin ötelenmesi ve yabancı yatırımcıların risk azaltma eğilimine girmesi gibi faktörlerin birlikte etkili olduğunu söyleyebiliriz. Şöyle ki, sene başından Şubat ortasına kadar 5,8 milyar dolar’lık DİBS alımı gerçekleştiren yurtdışı yerleşiklerin o tarihten bu yana aynı miktarda satış yaptığı görülüyor. Özetle, DİBS faizlerindeki yükselişte artan enflasyon beklentileri de etkili olmakla birlikte, kötüleşen risk priminin daha belirleyici olduğunu düşünüyoruz.
DİBS faizleri, enflasyon beklentilerindeki bozulmadan çok daha fazla yükseldi. Nitekim, TCMB’nin 13 Mart’ta yayınladığı son Piyasa Katılımcıları Anketi’nde 12 ve 24 ay sonrası enflasyon beklentilerinin yüzde yirmi iki virgül on ve yüzde on yedi virgül on bir seviyelerinden çok sınırlı bir şekilde yüzde yirmi iki virgül on yedi ve yüzde on yedi virgül otuz’a yükseldiği (neredeyse yatay seyrettiği) görülmektedir. Piyasanın ortalama yıl sonu TÜFE enflasyonu beklentisi ise geçen ayki yüzde yirmi dört virgül on bir seviyelerinden yüzde yirmi beş virgül otuz sekiz’e yükselmiştir. Oysa DİBS faizlerindeki yükselişler, enflasyon beklentilerindeki bu mevcut bozulmalara göre çok daha yüksek ölçekli olmuştur. Bu da petrol fiyatlarına ilişkin belirsizliğin ve buna bağlı olarak yükselen risk priminin temel belirleyici olduğunu ima etmektedir.
Petrol fiyatlarının seyri, DİBS faizlerinin yönünü belirleyecek. Dolayısıyla önümüzdeki günlerde petrol fiyatlarının seyri, risk primini doğrudan etkileyerek DİBS faizleri üzerinde de temel belirleyici olacaktır. Artan enflasyonist risklere karşın mevcut DİBS faiz seviyelerinin orta-uzun vadede cazip göründüğünü söyleyebiliriz. Bununla beraber petrol fiyatlarının 100 dolar üzerinde kaldığı süre uzadıkça halen daha yukarı seviyelerin test edilme riskini belirtmek lazım. Şöyle ki, 9 Mart tarihli makro raporumuzda da yer verdiğimiz üzere petrol fiyatlarının 100 dolar civarında uzun süre kaldığı bir senaryoda, eşel-mobil sisteminin sınırlayıcı etkisine karşın 2025 sonu enflasyon beklentimiz üzerinde yüzde altı puana kadar yukarı yönlü bir baskı oluşabileceğini düşünüyoruz. Böyle bir senaryoda piyasanın enflasyon beklentilerinde yaşanacak bozulmalar, DİBS faizlerinde halen ek yükselişlere yol açabilir. Bununla beraber petrol fiyatlarının bir süre sonra 80-85 dolar civarına gerilediği bir senaryoda enflasyon tahminimizdeki yukarı yönlü revizyon yaklaşık iki puanla sınırlı kalabilir. Böyle bir durumda da DİBS faizlerinde mevcut seviyelerden hızlı geri çekilmeler görülmesi beklenmeli."
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 Su Haber Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.